




|
||||||||
![]() |
HASAN BAŞKANA YANITIM OLSUN | |||||||
| M.Güneş | ||||||||
| gunes@kirkagactv.com | ||||||||
Sorumlular Sızlanamaz: Bir Nesli Kim Kaybetti?Hasan Karaosmanoğlu, Facebook paylaşımında Necip Fazıl’ın o meşhur gençlik hitabesine atıfta bulunarak sormuş: "Ne oldu bize böyle?" diye...
Devamında ise ideolojisi olmayan bir gençliğin kaybedildiğinden, "Önce Ahlak ve Maneviyat" düsturunun uzağına düşüldüğünden dert yanmış ve okullardaki şiddet olaylarının ardından taziye dileklerini iletmiş. Sayın Karaosmanoğlu’nun yazdıklarını, içeriğine ve anlatımına dokunmadan olduğu gibi not ettim. Şöyle yazmış; " Ne oldu bize böyle ? Durum ; üstadın dediği konuyu biraz açalım , Kaybetmekten endişe ettiğimiz ne varsa keşke bir nesli kaybediyor olmaktanda endişe etsek , ideolojisi olmayan gençlik, bir gençlik, bir gençlik zaman bendedir ve mekan bana emanettir, şuurunda bir gençlik, uğruna maya tutması için yıllardır yırtındığımız gençliği kaybediyoruz , Çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik, önce Ahlak ve Maneviyat demiştik ! Tv diziler vurdulu kırdılı bölümler içeren yayınlar gazetelerin dergilerin çeşitli platformlarda oyun bilgisayarlarının desteklediği bir ortam oluştu , Rabbim ülkemize milletimize selamet versin , Rabbim beterinden korusun inşallah , Kaybettiğimiz öğretmenimize çocuklarımıza , Allahtan Rahmet yaralılara acil şifalar , Ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum ,
Sevgili Başkan, alıntıladığınız "üstadın" kim olduğunu hepimiz bilsek de mesele bu muğlaklık değil. Asıl mesele, sorduğunuz o can yakıcı soruda gizli: "Ne oldu bize?"
Gelin, bu sorunun yanıtını açık yüreklilikle arayalım. Bugün peş peşe yaşanan bu elim olayların sebepleri nedir? Bu sorunun yanıtını kamuoyuna vermesi gerekenler, ülkeyi yarım asırdır yönetenler değil mi? Sayın Karaosmanoğlu’nun da içinde yer aldığı o meşhur "Milli Görüş gömleğini çıkaranlar" değilse, sorumlusu kimdir?
Rahmetli Erbakan Hoca’nın anti-emperyalist Milli Görüş çizgisi, bu teslimiyetçi "gömlek çıkaranları" daha yaşarken acımasızca eleştirmişti. Oysa o gömleği çıkaranlar, eski ortaklarıyla el ele verip bir "Altın Nesil" yetiştireceklerini, ülkeye çağ atlatacaklarını iddia ettiler. "Dindar ve kindar bir nesil" arzusuyla yola çıktılar.
Sonuç ne oldu? Önce o "Altın Nesil" projesinin mimarı olan ortakları, mankurtlaşmış bürokrat ve askerlerle 15 Temmuz’da bu ülkenin kanına girdiler; sonra da efendilerinin kucağına, Pensilvanya’ya sığındılar. Bugün ise o sürecin devamını dehşet içinde izliyoruz. Yarım asırlık bu yönetim anlayışının vardığı nokta; ortaokul çağındaki çocuklarımızın birer canavara dönüştüğü gerçeğidir. Bu düzende ölen de öldüren de rotasız bırakılmış bir sistemin kurbanıdır. Eleştiriye tahammülü olmayan muktedirlerin gençliğimizi getirdiği nokta tam olarak budur.
Ancak Sayın Başkan hâlâ "İdeolojisi olmayan gençliği kaybediyoruz" diyerek dert yanıyor. İnsan sormaz mı: Yarım asırda ne yaptınız? Bundan sonrası için ne yapacaksınız? Her şey elinizde, trollerden başka ne yarattınız?
Gençliği sadece ideolojisiz bırakmadılar; onları geleceği olmayan bir kuyuya itip, yalanlarla ayakta tutmaya çalışan "paraya tapan" bir sınıf yarattılar. Bunu görmeyip hâlâ gerçeklerden kopuk, salt din temelli bir yakınma içinde olmak hayret vericidir.
Sosyal medya trollerini izleyen herkes bu yozlaşmayı görebiliyor. Seçim dönemlerinde "Doğalgaz bulduk, açın kombileri!" diye çığırtkanlık yapan, insanların aklıyla alay eden o kirli sesleri anımsıyor musunuz? Sevgili Başkan, bu tipler toplumun değerlerini aşındırırken ne yaptı? Bugün çocukların umutlarını çalan, onları şiddete ve öfkeye iten bu yalan rüzgârı değil mi?
Başkan devam ediyor: "...zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik... önce ahlak ve maneviyat demiştik!"
Sayın Başkan, artık şu ayrımı net yapmalıyız: Vatanseverliği milli bir kimlik ve bilimsel bir temel üzerine inşa edenlerle, onu "dinbazlık" üzerinden pazarlayanlar bir değildir. Eğitimi akılcı ve bilimsel bir zemine oturtmak varken, sorumluluğu "ahlak ve maneviyat" gibi göreceli kavramların arkasına saklayanları sorgulamak zorundayız.
Okullara bir tane güvenlik görevlisi atayamayan bir bakanlığın, her sınıfa bir tarikat mensubu sokmaya çalışmasını sorgulamayacak mıyız?
Sıradan bir hortum fabrikasının kapısında bile güvenlik bariyeri varken; yüzlerce evladımızın ve öğretmenimizin olduğu okullar neden korumasız?
Küçücük bir çocuk, elini kolunu sallayarak beş silahla okula girip vahşet saçabiliyorsa, burada ciddi bir yönetim zafiyeti yok mudur?
Tek bir istifa duyacak mıyız? Sevgili Başkan, yazdıklarınıza dikkat etmelisiniz. Sızlanmak, uyutmak değildir; gerçek sorumluları teşhir etmektir. Aksi halde bu şikâyetler, sorumluların sorumsuzluklarına devam etmesine zemin hazırlar.
Bu vatan hepimizin. Görüş ve düşünce gözetmeksizin bu toprakları korumalı; yandaşlık hesabını bir kenara bırakıp "Önce Vatan" diyebilmeliyiz.
Bu diyebilmek içinde bu düzenin sorumlusu olan birilerinin samimi bir özeleştirisi yapması beklenir. Bunu yapmazsanız yazdıklarınızın hiç bir önemi harbiyesi yoktur.
Öz eleştiri yapılmalı; bu bizim yanlış toplumsal tasarımlarımızın sonucudur diyebilmelisiniz.
Rahmetli Necmettin Erbakan'ın anti-emperyalist "Milli Görüş" çizgisinden çıkmanın hesabını en azında kendinize vermelisiniz. Bu benim meselem değil kuşkusuz. Ben daha farklı bir dünya görüşünün özlemi içindeyim. Ancak sizler "Milli Görüş" kimliğinden gelenler (sonrasında o gömleği çıkardıklarını söyleseler de) bu gün yaşananların sorumlularısınız.
Hesap soracak yada sızlanacak olan değil hesap verecek durumdasınız sevgili Başkan. Sızlanmak yerine hesap verin lütfen, melek kadar masum olması gereken çocuklarımız sayenizde nasıl CANAVAR oldular.
16-17 yaş ya... Akıl alır gibi değil. Kıydığı canlar bir yana kendi canına kıyması bile vicdanları yaralamıyor mu? Bakın şu çocuğun yüzüne Allah aşkına buna sevi dolu bir öğretmenin ve yaşıtı onlarca çocuğun canını alacak dermisiniz?
İşte yaratılmaya çılışılan "dindar ve kindar" neslin artığı bir yüzüdür bu. her yemek tabağında kalan artık gibidir yani. Çok lezzetli diye soframıza sunulan o acı yemeğin arta kalanıdır bu. Melek kadar masum bir yüz değil mi?
Tıpkı bu gün sorumsuzca martaval okuyanlar kadar.
Sevgili Başkan dan ben bir tane istifa diye bir cümle duymak isterdim
Ama ne yazık ki yok. Sadece sızlanmak ve "Bize Ne Oldu Böyle?" diye klişe bir cümle duydum.Oysa bir beceriksiz bakana İSTİFA YOLUNU GÖSTERECEK şeyler olmalı artık. Hem de evlatlarımızın geleceği adına, onların umutları adına.""
Ve Başkana cevabımdır; "sizden ötürü, bu yaşananlar sizden ötürü sn. Başkan. Çıkardığınız gömlekten arta kalan budur işte."
Kal sağlıcakla. |
||||||||
| Etiketler: HASAN, BAŞKANA, YANITIM, OLSUN, | ||||||||
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.
